Hukuk kovanına çomak sokmak yetecek mi?

~ 11.10.2019, Ali Rıza AYDIN ~

Pozitif hukukun satırlarından bakarsak altından kalkılamayacak çok konu var. Ya da oradan baktırarak perdelenen, kabul gösterilmesi istenilen çok konu var. 

İşte sınır ötesi silahlı kuvvet kullanımı hakkında süre uzatımı… Kimilerinin bağrı yana yana Meclisten geçti. Yani anayasal süreç tamamlandı. Bu kadar mı? TBMM Kararı var ama Suriye savaş suçları kat kat birikiyor. 

İşte göç insanlarının hukuksal durumuna dair hukuk belgeleri… Birleşmiş Milletler Sözleşmesi, uluslararası sözleşmeler, ulusal kanunlar var ama göç insanlarının yurtlarından edilmesi, ayrımcılığı, ezilmesi, sömürülmesi, can kayıpları artarak devam ediyor.

İşte kadın cinayetleri, çocuk istismarları ve tecavüzleri… Ceza Kanunu var ama önlenemiyor, artarak devam ediyor.

İşte işçi cinayetleri… Kaza adı verilerek hukukun başka bir alanına itiliyor. 

İşte emekçilerin işsiz bırakılması, hak gaspları… Çalışma hukuku var ama hiç bitmiyor.

NATO da hukuka dayanıyor ama emperyalizmin ordusu.

Örnekleri toplumsal ilişkilerin ve yaşam tarzının, ekonominin, devletle ilişkilerin ve hukukun her alanında bulmak olanaklı. 

Hukuk var ama hukuk düzeni içinde faaliyet gösteren bir partiye üyeliğin ya da o partiyle ilişki ve dostluğun olumsuz görülmesi, baskı altında tutulması da var. 

Hukuk var ama yağma, talan, hırsızlık, hak ve özgürlük ihlali, zulüm, sömürü,  eşitsizlik, adaletsizlik, maddi ve manevi yaşama müdahale, savaş, cinayet, katliam da var.

Hukuk var ama silahlı çetelerin yürüttüğü vekalet savaşları ya da onlarla ortak yürütülen işgaller de var.

Hukuk var ama masumiyet karinesi ihlalleri de var. 

Hukuk var ama faili meçhul cinayetler ya da yargısız infazlar da var. 

Hukuk var ama bilindiği ve bulunduğu halde cezalandırılmayan failler de var. 

Hukuk var ama intihar adı verilen cinayetler de var.

Sevgili Tolga’nın (Binbay) “Çavdar Tarlasında Çocuklar”  yazısını, 9 yaşındaki Vail’in yerine 23 yaşındaki Nadira’yı, Suriye yerine de Özbekistan’ı koyarak okudum. Vail için “kendini mezarlık kapısına astı”, Nadira için “kendini patronu olan milletvekilinin silahıyla vurdu” deniliyor. 

15 yaşındaki Nergis’in hikayesini anımsadım birden. 

Orta Anadolu’nun bir köyünde, ilkokulu bitirmiş, ortaokula gidememişti. Sarıya çalan örgülü saçları, yeşil gözleri ve gülen yüzüyle herkesin sevgilisiydi. “Mustafa”, askerden yeni gelmişti. Hasret giderip, köyünden epey uzaktaki büyük kente inşaat işçiliğine gidecekti. “Gidince gelmezsin, evlendirelim” dediler, Nergis’e talip oldular. 

Aileler ve köy halkı ikiye bölündü; “15 yaşındaki çocuk evlendirilir, evlendirilmez”, “evlendirilse de uzağa gönderilmez” tartışmaları içinde Nergis ve Mustafa “imam nikahı” ile evlendirildiler, bir “Eylül” sabahı yola düştüler. 

Aradan yedi ay geçti. Bir sabah köye Mustafa’nın ölüm haberi geldi. İnşaata giderken bindiği minibüs asfalt kamyonunun altına girmişti. Yola çıkışından yedi ay sonra Nergis, Mustafa’nın cenazesiyle köyüne döndü. 

Aileler ve köy halkı yine ikiye bölündü. Nergis’in kendi ailesinin mi, Mustafa’nın ailesinin mi yanında kalacağına karar veremediler. 

Hamile olduğu ortaya çıktı; tartışma içerik değiştirerek büyüdü. Nergis iki ev arasında koşturdu durdu, tartışma alevlendi. O, kalbi kuş gibi çarpa çarpa koşturdu, tartışma alevlendikçe alevlendi.

Daha fazla direnemedi Nergis. 15 yaşında, imam nikahıyla evlenip gurbete çıktığı Eylül ayından bir yıl sonra, bir Eylül sabahı evlerinin ahırında asılmış olarak bulundu. 16 yıllık yaşamı, karnında bebeğiyle birlikte bir ipin ucunda sona erdi. Aileler ve köy halkı, cenazenin defninde bile tartışmaya devam ettiler. 

Ne sorumlu arandı ne de kimse sorumluluk üstlendi. Adı “intihar”dı cinayetin, faili meçhul değildi yani.  

Nergis’in önce özgürlüğünün sonra da yaşamının yok edilmesinin; Vail’in, Nadira’nın, daha binlerce çocuğun, kadının, emekçinin, göç insanının yaşamlarının sona erdirilmesinin sorumluluğu kimlere yüklenecek?     

İnsanlığın öldüğü yerde, insanın ölümünü metalaştıran da aynı hukuk değil mi?  

Bu düzenin hukukuyla bulunup cezalandırılabilecek mi failler ya da hırsızlar? Yoksa bu hukuk doğanın ve insanların herkesin gözü önünde yok edilmesini örtmek için mi var; eşitsizliği ve adaletsizliği örtmek, sermaye düzenini yaşatmak için olduğu gibi…

Bu hukuk, kovanına sokulacak çomakla çözebilecek mi sorunlar yumağını? Yoksa bu hukuk barbarlığı, yobazlığı, çürümeyi, katliamları örtmek için mi var; kapitalizmin ve emperyalizmin öldürerek yaşamasını ve sınıfsal sömürüsünü örtmek için olduğu gibi…

https://haber.sol.org.tr/

Ali Rıza AYDIN | Tüm Yazıları
Hits: 201