Yaygaraya teslim olmayın!

~ 31.08.2019, İlhan CİHANER ~

Ülkelerin ceza adalet sistemleri değerlendirilirken beraat ve mahkûmiyet karar oranları önemli bir kriter olarak göz önünde bulundurulur. Açılan ceza davalarındaki mahkûmiyet oranının yüksekliği ceza adalet sisteminin daha etkin ve adil olduğunun göstergesi olarak değerlendirilir. Bu kriter bakımından ceza adalet sistemimizin hali geçmişte de iç açıcı olmamıştır. Ama kabaca baskı dönemlerinde özellikle propaganda, yardım yataklık hatta terör suçları gibi siyasi iklime bağlı olarak açılan davalarda bir artış olduğu tartışmasız. Cumhurbaşkanı’na hakaret suçunu da bu baskı dönemine özgü bir dava türü olarak değerlendirebiliriz.

Yargı sistemleri ve demokrasileri iyi kötü işleyen ülkelerde açılan davalarda mahkûmiyet oranının genellikle yüzde 95’in altına inmediğini görüyoruz. En sık verilen örnek olan Japonya’da açılan davalarda mahkûmiyet oranı yüzde 99.9’dur. Ama ülkemizde bu oran yüzde 70 üzerine neredeyse hiç çıkmamış durumda. Masumiyet karinesinin ortadan kalkması, kamu kaynaklarının heba edilmesi, yargıya güvenin ortadan kalkması gibi çok önemli sonuçları ortaya çıkıyor istatistiklere yansıyan bu tablonun.

Yargı sistemini yapboza çeviren ve temel hedefi etkin, tarafsız ve bağımsız bir yargı inşa etmek yerine “yargıyı ele geçirmek” olan iktidarların bitmek bilmeyen yargı reformu paketleri bu sorunu çözmek bir yana derinleştiriyor. Kuşkusuz Fetullahçı yargı dönemi, darbe dönemleri, OHAL dönemleri, tasfiye/kadrolaşma dönemleri ve AİHM kararlarının etkisi gibi özgün durumlar bu istatistikleri daha dikkatli değerlendirmemizi gerektiriyor.

Sadece ceza adalet sistemi ile ilgili bir sorun olarak bile yeterince önemliyken, bir de yargılanma sürecinin şu ya da bu aşamasında beraatle sonuçlanma ihtimali yüksek olan bazı suçlamalar üzerinden siyaset dizayn edilmeye çalışılıyor. Anlaşılmaz olanıysa ülkemizdeki tüm siyasi gelenekler bu suçlamalardan geçmişte paylarını almışken şimdi bu yaygaraya teslim olmaları.

Örnek verecek olursak; Muhafazakarlar/İslamcılar tek parti dönemi ve 28 Şubat suçlamalarının, Milliyetçi/Ülkücüler 12 Eylül iddianamelerinin, Atatürkçü/Kemalistler Fetullahçı yargı döneminin, sol/sosyalistler tüm dönemlerin suçlamalarından paylarını almış ve acılarını çekmiş durumdalar. Ama şimdi bazı siyasi gelenek ve figürler kendileri haklarındaki suçlamalara karşı gösterdikleri adil ve eleştirel tutumu göstermiyorlar. Hatta AKP/MHP elitlerinin nerede ise kendileri dışındaki tüm siyasi faaliyetleri kriminalleştirmelerine destek veriyorlar. İktidar elitlerinin dar çıkarları için bunu yapmaları anlaşılabilir ama geçmiş acıları ve hukuksuzlukları yaşamış olanların bu yaygaraya teslim olmaları anlaşılmaz. Yaygara tüm devlet aygıtıyla, yeri gelince hükümet şapkasını, yeri gelince devlet şapkasını yeri geldiğinde siyasi şapkalar takılarak yapılınca aldatıcı olabiliyor.

O nedenle tekrar vurgulayarak hatırlatalım: Bir iddianın hangi formda olursa olsun -ister iddianame ister basın açıklaması- “devletten” çıkmış olması o iddiaya başlı başına geçerlilik ya da inandırıcılık kazandırmaz. Tam tersi kısa sürede yaşadıklarımız bu iddiaları daha fazla sorgulamamızı gerektirir. Aynı ağızlardan önceki günün teröristinin dün akil adam, bugün can simidi olarak değerlendirildiğini, dün övgüye boğduklarının bugün şeytanlaştırıldığını duymuşsak; dün idam edilenler için bugün devlet töreni düzenlendiğini görüyorsak şüpheyle yaklaşmamız gerekir tüm suçlamalara. Sadece Fetullahçı yapılanma ile olan ilişkileri ve Suriye yıkımındaki rolleri bunu gerektirir.

AKP/MHP ye destek veren yurttaşlarımız, kayyum kararlarına gerekçe gösterilen iddiaları, idam tartışmalarını kendi deneyim, vicdan ve mantık süzgeçlerinden geçirmeleri yapılmak isteneni ortaya çıkaracaktır.

İktidar elitleri istiyor ki; onlar söylediğinde onların dost oldukları ile dost olalım düşman oldukları zaman düşman olalım. Siyaseti sadece onlar yapsın. Yaygara ve karalamalarla sol yanımız ve vicdanımız felç olsun. Onlarda dar iktidarlarını sürdürsünler ve yağmaya devam etsinler.

Bu pespaye yaygaraya teslim olmayalım.

https://www.birgun.net/

İlhan CİHANER | Tüm Yazıları
Hits: 134