Devlet Dersinden Çakmak

~ 13.07.2011, Güray ÖZ ~
Hukuk Fakültesi’nin pek çok foruma sevinçle sıralarını açmış 1 numaralı amfisinde efsane hocayı bekliyorduk.
Devletin sevmediği, üniversite yönetiminin hoşlanmadığı hocayı.
Geldi, tıklım tıklım dolu amfiye şöyle bir baktı. Yazı tahtasının önünde gidip geldi. Sonra tahtaya en arka sıralardan bile görülebilecek irilikte Devlet kimin? diye yazdı.
İdris Küçükömer’di hoca.
***
Devletin kimin olduğuna dair az buçuk fikrim vardı, ama böyle açıkça söylenişine ilk kez tanık oluyordum. Ders boyunca, iktisadın esasının, devletin kimin olduğuna dair temel bilgiyle kavranabileceğini anlattı bize Küçükömer.
Devletin halka, işçi emekçi sınıflara, çalışanlara ait olmadığını, olması gerektiğini ve yavaş yavaş tarih sahnesinden çekilip gitmesi gerektiğini de ondan sonra kavradım.
Gerçi geçip giden yıllarda İdris Hocamız, Türkiye’nin sırrı çözülemeyen siyaset saflaşmasında, değişim isteyen halkın neden hep sağda kaldığına da çok kafa yordu. O sana gelmiyorsa sen ona git misali, Hürriyet ve İtilaf’ı ve takipçisi siyaseti solda, kendini solda sayan cumhuriyetçi siyaseti sağda şemalaştırması bundandır, ama olsun; Devlet kimin sorusu geçerliliğini koruyor hâlâ...
***
Türkiye’de evvel eski hükümet etmenin, sisteme eklemlenmenin en kolay ve garantili yolu, kavramlarla oynamak, bazılarını tedavülden kaldırmak, görmezden gelmek, unutuşa ve sessizliğe terk etmektir.
Bir bakarsınız, ortada müthiş, kıyasıya bir tartışma gidiyor. Özgürlüğün sınırı aşılmış da ötelere geçilmiş, gizli görüşmelerin açık deklarasyonları birbirini izliyor... En ağır konular, en ağır köşeciler tarafından pek cesur, pek mahirane bir biçimde yazılıp çiziliyor. Devletin ideolojisinin zenginliği aldatıcı, yelpazesi geniştir. Gerçek tutukevleriyle, sahte özgürlüklerin yan yanalığı bu kargaşada insanı yanıltır.
Unutmayın devletin ideolojisi her yere sızar, küçümsemeye gelmez. Siz vites büyüte büyüte tam gaz giderken...
Sonra birden duvara çarparsınız.
Devlettir o.
***
Böyle zamanlarda aklıma hep İdris Hoca’nın ilk İktisata Girişdersinde, tahtaya iri iri yazdığı Devlet kimin? sorusu gelir.
Özgürlükler, özgürlüğe düşman olanların kavramlarıyla anlatılamaz. İçi boş yeni kavramlar hayatın değil, piyasanın sürüp gitmesinin değirmeni içindir. O kavramlar yalan kavramlardır. Kişi başına düşen gelir gibi, yönetişim gibi...
Her gün biraz daha kalabalıklaşan tutukevleriyle ileri demokrasi olabileceğine inanıyorsanız,İşte her şeyi yazabiliyoruz, putları yıkıyoruz, bak ‘Hey general’ diye sarakaya alabiliyoruz sevincindeyseniz, devleti ya bilmiyorsunuzdur ya da Devlet kimin? sorusuyla ilgili değilsinizdir.
***
Oysa yakından ilgili olmak gerekir. Eski defterleri karıştırmak yeni bir gözle, yeniden, yeniden okumak gerekir. Eski kitaplar bu soruya açık, net yanıtlar verirler. O yanıtları, yüz yılı aşkın bir zaman sonra günümüzde devletin aldığı biçimleri dikkate alarak gözden geçirebilsek ne güzel olurdu. Örneğin şu cümle sanki bugün için yazılmış gibidir:... devlet bir kez toplum karşısında bağımsız bir güç haline geldi mi, kendisi de artık yeni bir ideoloji yaratır. Meslekten politikacılar, kamu hukuku kuramcıları, özel hukukçular, gerçekte ekonomik olaylarla bağlantıyı hileyle örtbas ederler... (Feuerbach, F. Engels; s. 53; Sol Yayınları)
Bu gerçek bilinmeden ne yemin krizi, ne şike depremi anlaşılabilir. Ama siz gününe göre, devletin isteklerine göre değişen özgürlük alanınızda koştuğunuzu, coştuğunuzu, çok, ama çok özgür olduğunuzu düşünebilirsiniz.
Oysa o soruya yanıt vermeden özgür olmak imkânsızdır.
İdris Hoca’nın sorduğu o soruya...

(Cumhuriyet 13.07.2011)

Güray ÖZ | Tüm Yazıları
Hits: 1373