Ensar Vakfı.

~ 13.04.2016, Ergin YILDIZOĞLU ~

AKP’nin, İslamcı vakıfların, çocuk tecavüzleri karşısında “akıl almaz” tepkilerini bir iktidar projesinin özelliklerinden hareketle değerlendirmek gerekiyor.

AKP nedir?
Bugüne kadar çözümlemelerimi, siyasal İslamın AKP’ye, AKP’nin de Erdoğan’a indirgenemeyeceği, karşımızda sınıfsal özellikler sergileyen, iktidarını kurmaya kararlı bir toplumsal tabaka olduğu varsayımına dayandırdım.
Kısaca: AKP iktidarı 1990’ların sonunda patlak veren bir rejim krizi ile, ABD’nin bölgeyi yeniden şekillendirme projesinin oluşturduğu konjonktür içinde şekillenmiş bir “tarihsel blok”un ifadesidir. Bu blokun lider fraksiyonu, Osmanlı egemen sınıflarının içindeki özel konumundan dolayı, kuşaklar boyu kendini yeniden üreterek bugüne kadar gelebilen Müslüman entelijansiyadır.
Bu entelijansiyanın varlığının, bir sınıf tavrı sergilemesinin maddi temeli, özgün bir üretimin aracının (dini bilginin) sahibi, denetleyicisi olmasıdır. Bu özgün simgesel üretim aracının mülkiyeti, toplumsal ekonomik artığa, kapitalist birikim süreçlerine, diğer üretim araçlarının mülkiyetini edinme süreçlerine ulaşmaya olanak verir.
Bu “sınıfın” iktidarı için, AKP bu özgün üretim aracına uygun simgesel üretim- yeniden üretim ilişkilerini toplumda egemen kılmaya çalışıyor. Bunun için, hem toplumda bu simgesel üretim ilişkilerinin, rakip, muhalif söylemleri dışarı atarak, susturarak egemen olmasını sağlaması, hem de devletin disiplin, cezalandırma araçlarının kontrolünü elinde toplaması, “eski rejimin” kadrolarını tasfiye etmesi gerekiyor.
Bu “sınıfın” üyelerinin kaynağını güvenceye almak için AKP rejimi, nüfusun yeniden üretiminin biçimlerini (aile-cinsel pratikler), bedenin estetiğini (giysi, görünüm), mekânda ve zamanda yerini (ibadet saatleri, yerleri) denetleyen, yeniden şekillendiren bir biyopolitik rejimini egemen kılmaya çalışıyor. Bu bağlamda, bu sınıfın iktidarına uygun eril, homofobik, otoriter bir öznelliğin, mikro düzeyde şekillendirilmesi için, şiddetin, özellikle kadınlara ve çocuklara yönelik simgesel, fiziki, cinsel şiddetin normalleşerek içselleştirilmesi gerekiyor. Bu şiddetin yarattığı travmayı yönetmek için de psikolog (bilim) değil imam (iman) gerekiyor.

Eğitim şart…
Egemen sınıflar iktidarlarının doğasına uygun eğitim sistemlerini yaratır, destekler. Kapitalist sınıf, devlet, ekonomi yönetimi bağlamında bilimsel-teknolojik-bürokratik eğitime, pozitivist-pragmatik bireylerin üretilmesine öncelik verir. Eleştirel düşüncelerin yeşerdiği sosyal bilimler, finansa işletme dışında üvey evlat muamelesi görür.
AKP’nin öncelikle dini eğitime,“dindarkindar” bir nesil yetiştirme arzusu ile vakıflara, derneklere, Kuran kurslarına, imam hatip liselerine, camilere yatırım yapması, kaynak aktarması, yukarda betimlemeye çalıştığım sınıfın iktidarının inşası, bekası açısından açıklayıcıdır.
Mansuroğlu ve Uğur’un araştırması (Bir- Gün) bu yatırımın boyutlarını açıkça ortaya koyuyor: 2013 yılında 60 binden fazla cami, 16 bin şahıs-vakıf bünyesinde Kuran kursu veriliyor. 2015 yılında yalnızca yaz kurslarına 3 milyondan fazla çocuğun devam ettiği hesaplanıyor. Yalnızca Ensar Vakfı’nın 159 şubesi, 32 kız, 14 erkek yurdu var.
Vakıflar, dernekler, camiler, devletten alınan yardımlar, vergi muafiyeti gibi kaynaklar, toplanan bağışlar yoluyla toplumsal artık- değeri mülk ediniyor, sınıfın üyeleri arasında dağıtıyorlar. Vakıflar, serveti yoğunlaştırarak nesilden nesle aktarabiliyorlar. Bu eğitim, ekonomik birikim merkezlerinde, ergenlik yaşının altında milyonlarca çocuk, şeffaf denetim sistemlerinden yoksun, “oğlan bizim kız bizim” anlayışıyla, kimi zaman su yüzüne çıkan tecavüz istismar olaylarının yanı sıra, disiplin-cezalandırma, bunaltıcı ders saatleri pratiği altında fiziki ve simgesel şiddete hedef olarak, şiddeti içselleştirecek, uygulayabilecek biçimde yetiştiriliyorlar. Bir sınıf, saflarını sıklaştırıyor, topluma acımasızca saldırıyor. Muhalefet lafla peynir gemisi yüzdürmeye çalışıyor...

 

Cumhuriyet

Ergin YILDIZOĞLU | Tüm Yazıları
Hits: 535