Günümüzün Kısa Tarihi

~ 06.07.2011, Güray ÖZ ~
Arenada gladyatörler kıyasıya, can almak ve bir süre daha yaşayabilmek, bir mucizeyi mümkün kılabilmek için savaşıyorlardı. Arka odalarda, sarayın karanlık dehlizlerinde ise pazarlıklar sürüyordu.
Kılıcı uzun olanın ölümü, zırhı kırık olanın kazanması, birinin ikinci kavgaya kalması, ötekinin daha fazla para kazandırması içindi hesaplar...
***
Şike eskidir.
Tarih kadar eskidir.
Altında yaşamayı hâlâ, her şeye rağmen başardığımız güneş hepsine tanıktır. Değişmiyor gibi görünse de kendimizle birlikte her geçen gün biraz daha ve ölümcül bir şekilde değiştirdiğimiz dünyamızda hayretler içinde bakıyoruz olup bitenlere.
Hayret edilecek bir durum yoktur.
Birbirinin üstüne devrilen katmanların arasından hep insanın macerası çıkıyor. Yıkılıp giden düzenlerin, rejimlerin, sistemlerin sonuncusu en üst aşamasına ulaştı. Artık kendini yinelemekten başka yapabileceği bir şey yok. Kriz, bunalım, sıkıntı, şike, dalavere evvel eski onun doğasında var.
Krizin atlatılabilmesi ve yeni bir krize doğru büyüme adını verdikleri zenginleşmelerle yürünebilmesi siyasal bunalımlara bağlı. Bunalımın rengini, şiddetini ve hal yolunu arenadaki gladyatörlere benzeyen halklar değil, arka odalardaki egemenler denetlemeye, belirlemeye, yönlendirmeye çalışıyor.
Bunalımın bölgesel krizlerle derinleşmesi, çarkın işleyebilmesi, savaşlarla, kanlı alışverişlerle mümkün. Ve kuşkusuz sürekli üreten, arenada can veren ve olup biteni seyreden yığınların suskunluğuna bağlı biraz da.
Zaten öyle oluyor.
***
Bizim ülkemizde yaşadıklarımız, canımızı daha çok yaktığı, çaresiz seyirciler olmaktan öteye gidemediğimiz için öfkelendiriyor bizi.
Peki, bu kadar çaresiz miyiz?
Son genel seçimlerde yüzde 50 oy alan iktidar partisi tüm muhalefet odaklarını sindirmenin gururu ve sevinci içindedir. Artık onun önünde hiç kimse kalmasın, rüzgâra kimse karşı durmasın istiyor. Sistemle köklü bir kapışması olmayan ama iktidarla hesaplaşan partilere de artık tahammülü yoktur.
Oynuyor.
O kadar gururlu ve pervasızdır ki, ana muhalefet partisini Meclis’ten kovmanın hesabını bile yapabiliyor. Yapar mı?
Yapar.
Neye güvenerek yapacak?
***
Bölgede derin hesaplarla kendi bunalımlarını savuşturmanın matematiğini, geometresini, coğrafyasını kuran, kendisine kafa tutanları değil, kafa tutma ihtimali olanları bile kışkırtılmış sahte özgürlükçülerle hizaya getirerek, bir iki üç daha fazla Irak yaratmaya niyetlenenlere güvenerek yapar.
Bu hengamede içerde rüzgâr istediği gibi esebilir, dışarda ödüller ve kaftanlar birbirini izleyebilir.
Nereye kadar?
Gidebildiği yere kadar.
Ya da toprakta karınca suda balık kadar çok olanlar...ağır ellerini toprağa basıp...
Hayal kurmak iyidir.
Ütopyaların peşine düşmek de.
***
Ya da çevir yüzünü gökyüzüne.
Tarih kadar eskidir şike.
Biri yenilir, diğeri yener. Sistemin parası bol eğlencesidir.
Zamanımızın umut veren ütopyaları ise, kazanımları insanlık bilincine kayıtlı, geri alınamayan, üst üste yığılmış mücadelelerden bize mirastır.
Şikeyi boş ver.
Kuşa bakma, en iyisi siyasetin gündeminde kaynayan kazana bak sen.

(Cumhuriyet 06.07.2011)

Güray ÖZ | Tüm Yazıları
Hits: 1352